BİLGİLER:
Bebek İzlem
Aşı Uygulamaları
Gebe Takibi
Gebe İzlem ve Üreme Sağlığı
Laboratuvar
Raporlar




  • email
  • facebook
  • twitter
Online Hizmetler
  • VERDİĞİMİZ HİZMETLER

    Aile Sağlığı Merkezimizde Verilen Hizmetlerin Listesi Buraya İçin Tıklayınız.
  • ÇALIŞMA SAATLERİMİZ

    Hekimlerimizin Çalışma Saatleri İçin Buraya Tıklayınız.
  • VATANDAŞ REHBERİ

    Aile Sağlığı Merkezimizde İşlemleri Nasıl yapabileceğinize Dair Bilgilere Buradan Ulaşabilirsiniz.
  • HİZMET STANDARTLARI TABLOSU

    Hizmet Standartları Tablosu İçin Buraya Tıklayınız.
  • DOKTORUNUZA SORUN

    Aile Hekiminize Soru Sormak İçin Buraya Tıklayınız.
Ana Sayfa > Bulaşıcı Çocuk Hastalıkları [Geri]   
Bulaşıcı Çocuk Hastalıkları


ZATÜRRE

Pnömokokal hastalıkların etkeni nedir?

Pnömokokal hastalıklara Streptococcus pneumoniae adı verilen bir bakteri neden olur. Bu bakterinin 80’den fazla tipi vardır. Bunların çoÄŸu hastalığa neden olur ancak az bir kısmı ciddi pnömokokal hastalıkların büyük kısmına neden olur: tüm dünyada meydana gelen ciddi pnömokokal hastalıkların %62’sine 10 en sık görülen tip bakteri neden olur.

Pnömokokal hastalıklar nasıl yayılır?

Pnömokokal hastalıklar kiÅŸiden kiÅŸiye solunum yolu (hava yoluyla) yayılır. Pnömokoklara insanlarda solunum yolunda yoÄŸun olarak rastlanır. Normal, saÄŸlıklı eriÅŸkinlerin %5-70’inin burun-boÄŸazlarında tespit edilebilir. Pnömokok alındıktan ne kadar süre sonra belirti vermeye baÅŸlar? Yukarıda da bahsedildiÄŸigibi pek çok kiÅŸi pnömokokları hastalanmadan burun ve boÄŸazlarında taşırlar. Pnömokokların neden olduÄŸu bazı ciddi hastalıkların ortaya çıkması için geçen süre (kuluçka dönemi) aÅŸağıda belirtilmektedir.

Pnömokokal hastalıkların bulguları nelerdir?

Ciddi (invazif) pnömokokal hastalıklar üç ÅŸekilde kendini gösterir: Zatürre (pnömoni), bakteremi (bakterinin kana geçmesi) ve menenjit. Bütün bu hastalık tabloları aynı bakteri (pnömokoklar) tarafından meydana getirilir ancak farklı bulgularla ortaya çıkarlar. Pnömokokal zatürre (akciÄŸerin hastalığı) pnömokokların en sık meydana getirdiÄŸi hastalık tablosudur. Sadece Amerika’da her yıl 150,000-570,000 vakanın meydana geldiÄŸi tahmin edilmektedir. Pnömokokların meydana getirdiÄŸi zatürre’nin kuluçka dönemi kısadır (1-3 gün). Hastalığın belirtileri ise ani baÅŸlayan ateÅŸ, üÅŸüme, titreme, göÄŸüs aÄŸrısı, öksürük, nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme, kalp hızının artması ve güçsüzlüktür. Pnömokokların meydana getirdiÄŸi zatürreye baÄŸlı ölüm oranı %5-7’dir ve bu oran yaÅŸlılarda daha yüksektir. Pnömokoklar kana geçip enfeksiyona neden olabilirler ve bu pnömokokal bakteremi olarak adlandırılır. Pnömokoklara baÄŸlı zatürre geçiren her 3-4 kiÅŸiden birisinde aynı zamanda pnömokokal bakteremi de bulunur. Bakteremi özellikle 2 yaÅŸ altındaki çocuklarda en sık görülen klinik tablodur ve bu gruptaki ciddi (invazif) hastalıkların %70’ini oluÅŸturur. Pnömokoklar bakteriler tarafından meydana getirilen menenjitlerin (beyin ve omuriliÄŸi saran zarın enfeksiyonu) %13-19’unu oluÅŸtururlar. Amerika’da her yıl pnömokoklara baÄŸlı 3.000-6.000 menenjit vakası meydana gelmektedir. Menenjit bulguları baÅŸaÄŸrısı, yorgunluk, kusma, huzursuzluk, ateÅŸ, nöbet ve komadır. Pnömokokların oluÅŸturduÄŸu menenjitlere baÄŸlı ölüm oranı yüksektir (%30) ve bu oran yaÅŸlılarda %80’e kadar çıkar. Pnömokoklar orta kulak iltihabının da sık görülen etkenlerinden birisidir. Kulak enfeksiyonlarının %30-%50 S.pneumoniae ile meydana getirilir. Çocuklarda en sık doktora gitme nedeni orta kulak iltihabıdır.

Pnömokokal hastalıklar ne kadar ciddidir?

Pnömokoklar Amerika’da her yıl 6.000 civarında ölüme neden olmaktadır. Bu ölümlerin yaklaşık yarısının aşı ile önlenmesi mümkündür. Küçük çocuklar ve yaÅŸlılarda (beÅŸ yaÅŸ altı ve 65 yaÅŸ üzeri) ciddi hastalık görülme oranı en fazladır. Vaka ölüm oranları menenjit ve bakteremide en fazladır. En sık ölüm ise yaÅŸlılar ve altta yatan bir hastalığı olan kiÅŸilerde en yüksektir. Uygun antibiyotiklerle tedavi ve yoÄŸun tıbbi bakıma raÄŸmen pnömokokların meydana getirdiÄŸi baktereminin (bakterinin kana karışması) vaka ölüm oranı eriÅŸkinlerde yaklaşık %20’dir. YaÅŸlılarda ise bu oran %60 gibi yüksek bir orana ulaÅŸmaktadır. Amerika’da pnömokok aşıları kullanıma girmeden önce pnömokoklar beÅŸ yaÅŸ altındaki çocuklarda ciddi hastalığa neden olmaktaydı. Her yıl yaklaşık 700 menenjit, 17.000 kan enfeksiyonu, 5 milyon kulak enfeksiyonu ve 200 ölümle sonuçlanıyordu. 2 yaşın altındaki çocuklar pnömokoklar için en yüksek risk altındaki grubu oluÅŸturmaktadır.

Pnömokokal hastalıkların tedavisi var mıdır?

Pnömokokların tedavisi için tercih edilen ilaç Penisilindir. Bununla birlikte Penisiline ve diÄŸer antibiyotiklere karşı geliÅŸen direnç giderek artmaktadır. Antibiyotiklere karşı direnç geliÅŸtirmiÅŸ mikroplarla enfeksiyona yakalanmak hem baÅŸka antibiyotiklerle çok pahalı bir tedavi uygulanması gerekliliÄŸine hem de uzun süreli hastane yatışına neden olacaktır. Bu ciddi bakteriyel enfeksiyonu tedavi etmede her geçen gün artan güçlük bu mikroba karşı aşılanmanın öneminin giderek daha da artmasına neden olmaktadır.

Pnömokokal hastalık geçiren bir kiÅŸi hastalığı ne kadar süreyle bulaÅŸtırır?

Hastalığın hangi dönemde bulaÅŸtırıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Mikrop alındıktan sonra solunum yolunda bulunmaya baÅŸladığından itibaren ve burada kaldığı sürece hastalık bulaÅŸtırılabilmektedir.

Pnömokokal hastalık birden fazla kez geçirilebilir mi?

Evet. Pnömokokların bilinen 80’den fazla tipi vardır ve pnömokok aşılarının içinde bu tiplerin 23’ü bulunmaktadır. Bu tiplerden birisiyle hastalık geçirmiÅŸ olmak diÄŸer tiplerin oluÅŸturabileceÄŸi hastalıktan korumaz. Bir kiÅŸi bir veya birkaç kez ciddi (invazif) pnömokokal hastalık geçirmiÅŸse bile yine de aşılanması gerekmektedir.

kaynak:www.asidanisma.com

VEREM

Verem [Tüberküloz —TB], soluduÄŸumuz hava ile akciÄŸerlere giren verem bakterisinin (mikrobunun) yol açtığı bulaşıcı bir hastalıktır.Verem mikrobu, aktif verem hastalığı olan bir kiÅŸinin öksürmesi, hapşırması ya da konuÅŸması ile havaya yayılır.

Vereme genellikle verem hastası birisi ile uzun süre kapalı bir yerde birlikte bulunmak suretiyle yakalanılır.Verem mikrobu, yemek tabaklarından, bardaklardan ya da diÄŸer nesnelerden baÅŸkalarına bulaÅŸmaz.

Toplumda vereme yakalanma riski fazla olan bazı gruplar vardır. Bunlar aşağıda belirtilmektedir:

SaÄŸlık görevlileri.
Alkol bağımlıları.
Yaşlılar.
Tutuklu ve hükümlüler dahil, çeÅŸitli kurumlarda (yurt, huzur evi, ıslah evi, koÄŸuÅŸlar vs) kalan ve çalışan kiÅŸiler.
Genel yaşam standartlarının altında, kalabalık ortamlarda yaşayan kişiler (Vereme yoksul toplumlarda daha sık rastlanmaktadır).
HIV virüsü taşıyan ve AIDS olan kiÅŸiler.
Bağışıklık sistemi zayıf olan, özellikle uzun süre kortizon kullanan kiÅŸiler.
Şeker hastaları.
Ağır böbrek, karaciÄŸer hastalığı gibi durumlar.

Verem Mikrobunun Bulaşması
Verem mikrobu soluduÄŸumuz hava ile akciÄŸerlerimize girerek orada çoÄŸalmaya baÅŸlar. Bu mikroplardan bazıları böbrekler, kemikler ya da beyin gibi, vücudun diÄŸer kısımlarına yayılır. Bu kiÅŸiye artık verem mikrobu bulaÅŸmış demektir. Vücut mikroplarla savaşırsa da genellikle hepsini yokedemez. Vücudun savunma mekanizmaları, etkisiz durumda olan mikropların çevresinde kapsül ya da duvarlar örer. Bu aÅŸamada kiÅŸi kendisini iyi hisseder. Verem mikrobu bulaÅŸmış olan bir kiÅŸinin vücudunda verem mikrobu bulunmaktadır. Ancak, hastalık belirtisi yoktur ve kiÅŸi bu aÅŸamada mikrobu baÅŸkalarına bulaÅŸtıramaz. Bu aÅŸamada yapılan tıbbi tedavi, verem mikrobunun verem hastalığına yol açmasına engel olabilir.

Mikropların aktif hale gelmeleri ve çoÄŸalmaya baÅŸlamaları halinde, kiÅŸi artık verem hastasıdır. Bu durum bir yıl içinde ya da uzun yıllar sonra, genellikle vücudun HIV/AIDS, ÅŸeker hastalığı, böbrek hastalığı, zatürre ya da kanser gibi baÅŸka enfeksiyon ve hastalıklarla mücadele sonucu zayıf düÅŸtüÄŸü bir sırada ortaya çıkabilir. Verem hastası olan kiÅŸi verem mikrobunu taşır ve hastalığın belirtilerini gösterir. Bu belirtiler öksürük, yorgunluk, gece terlemeleri, kilo kaybı ve kan tükürmeyi kapsayabilir. Verem olan bir kiÅŸi hastalığı baÅŸkalarına bulaÅŸtırabilir.

Manto testi [Mantoux Test] adı verilen bir deri testi, vücudunuzda verem mikrobu olup olmadığını gösterebilir. Zararsız bir madde kolunuzdan deri içine verilir. Aradan iki ya da üç gün geçtikten sonra bir saÄŸlık görevlisinin deride ÅŸiÅŸme olup olmadığını kontrol etmesi gerekir. Size söylenen günde gelerek deri testini kontrol ettirmeniz çok önemlidir. Test sonucu size bildirilir ve baÅŸka tetkiklere gereksiniminizin olup olmadığı söylenir.

Test Sonuçları Ne Anlama Gelir?

Testin Negatif Çıkması

Testin negatif çıkması, büyük bir olasılıkla vücudunuzda verem mikrobu bulunmadığını gösterir. Ancak, sonuçtan emin olmak için deri testinin tekrarlanması gerekebilir. Deri testleri ile HIV virüsü taşıyan kiÅŸilerdeki ya da AIDS hastalarındaki verem mikrobu her zaman saptanamadığından, HIV virüsü taşımanız ya da AIDS olmanız halinde, doktorunuz baÅŸka tetkikler yaptırmanızı isteyebilir.

Testin Pozitif Çıkması

Testin pozitif çıkması, vücudunuzda verem mikrobu olduÄŸu anlamına gelebilir. Bu sizin verem hastası olduÄŸunuzu ya da baÅŸkalarına mikrop bulaÅŸtırıp bulaÅŸtıramayacağınızı göstermez. Test sonucu pozitif çıkarsa, verem olup olmadığınızın belirlenmesi ve gerekli olan tedaviye karar verilmesi için, göÄŸüs röntgeni ve diÄŸer bazı testler gibi daha fazla tetkiklerin yapılması gerekmektedir.

Gerekli olan tedavi türü, kiÅŸinin verem mikrobu taşıması ya da verem hastası olup olmadığına baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸecektir. Verem hastalığı ve bazı verem mikrobu bulaÅŸması vakaları ilaçla tedavi edilmektedir. Veremin tedavisinde modern ilaçlar çok etkilidir. Birçok kiÅŸi düzenli olarak büyük kamu hastanelerinde, verem savaÅŸ dispanserlerinde ayakta tedavi yöntemiyle ya da uzman doktora giderek tedavi görebilirler. Verem hastalığının geçmesi için, kiÅŸinin en az altı ay ilaç kullanması gerekir. Bununla beraber, bazı vakalarda bu süre daha uzun olabilir. Verem ilaçlarının düzenli olarak alınmaması ya da verilen ilaçların bitirilmemesi halinde, hastalık yeniden ortaya çıkabilir ve bu kez tedavi etmek daha da güç olabilir. Bu nedenle, iyileÅŸmek için kiÅŸinin ilaçlarını düzenli olarak kullanması ve tüm tedavi setini bitirmesi gerekir. Aile bireylerinin herhangi birisinin verem olması halinde, ailenin geri kalan tüm bireyleri ve yakın temas içinde bulunan kiÅŸiler, kendilerinde verem olup olmadığının belirlenmesi için tetkikten geçirilirler.

UYUZ

Uyuz nedir?
Uyuz, insan derisinin üst katmanında yaÅŸayan ve çoÄŸalan, mikroskopla görülecek büyüklükteki bir böceÄŸin neden olduÄŸu kaşıntılı bir deri hastalığıdır.Uyuz böcekleri yalnızca insan vücudunda yaÅŸar. Bazı hayvanlar uyuz böceÄŸi ile enfekte olabilir ancak, hayvanlardaki bu böcekler insanları ender olarak etkiler. Uyuz, vücut ile kol ve bacaklarda kaşıntılı ve döküntülü yaygın kızarıklara (beyaz tende kırmızı, daha koyu renkli deride ise mor ya da kahverengi) yol açar. Bu belirtiler genellikle baÅŸ ve boyun bölgesinde oluÅŸmaz. Kaşıntı gece ve sıcak havada artar. Uyuz böceÄŸi deride, özellikle parmak aralarında, ve ayrıca küçük çocuklarda el ve ayaklarda da tüneller açar. Bu bölgelerde su toplamış küçük kabarcıklara neden olabilir. Uyuz böcekleri ayrıca, bilekler, koltukaltı çevresi, penis ve testisler ile göÄŸüs uçlarının etrafında da bulunabilir. Enfekte olan kiÅŸilerde derideki uyuz böceÄŸine karşı alerji geliÅŸebilir. Bu durumda, yaygın kaşıntı ve alerjik döküntü görülür.

Nasıl bulaşır?

Uyuz, yaygın olarak enfekte olan kiÅŸi ile yakın temas yoluyla geçer. Sözgelimi; elini tutma gibi. ÇoÄŸunlukla bir aile bireyinden diÄŸerine geçer. Birlikte oynayan çocuklar genellikle hastalığı birbirlerine bulaÅŸtırırlar. Uyuz hastalığının yetersiz kiÅŸisel hijyenle bir ilgisi yoktur. Uyuz böceÄŸi insan vücudundan uzakta yaÅŸayamadığından, halı veya mobilyadan geçemez.

Nasıl önlenir?

Uyuz böceÄŸi olsun ya da olmasın tüm aile bireylerine ve enfekte olan kiÅŸiyle yakın temasta olan kiÅŸilere tedavi uygulanması gerekir. Hem etkilenen kiÅŸiyi hem de temas eden diÄŸer kiÅŸileri tedavi etme, hastalığın yayılmasının önlenmesinde en önemli faktördür.

Nasıl tedavi edilir?

Birçok kiÅŸi canlı uyuz böceklerini öldüren ve deriye uygulanan bir krem ya da losyonla tedavi edilebilir. En uygun tedaviye karar verilmesi için bir doktora danışmak gerekir. Krem ya da losyon, ellere ve üreme organları etrafındaki deri kıvrımlarına özel özen gösterilerek, çene hizasından ayak parmaklarına kadar uygulanır. 24 saate kadar bir süre beklemek gerekir. Daha sonra ertesi gün yıkanır. Bu süre içinde eller yıkanmışsa, krem ya da losyonun tekrar sürülmesi gerekir.Yakın temastaki tüm aile bireylerinin aynı zamanda tedavi edilmesi gerekir.Tedavinin uygulandığı gece kullanılan tüm yatak çarÅŸafları, yastık kılıfları v.b.ile son birkaç gün içinde giyilen giysiler yıkanmalıdır. Normal sıcak su ve deterjanla yıkama uyuz böceÄŸinin ölmesi için yeterlidir. Bazen ikinci bir tedavi önerilebilir. Tedavi uygulandıktan sonra kaşıntılı kızarıklığın geçmesi 2-3 hafta alabilir. Doktor kaşıntıyı ve uyuz hastalığına baÄŸlı olarak ortaya çıkabilecek herhangi dermatiti kontrol altına almak için kortizonlu krem verebilir. Çocuklar ilk tedaviden sonra okula gidebilirler.

TETANOZ

Tetanoza bir bakteri olan Clostridium tetani’nin toksini (zehiri) neden olmaktadır. Bu bakteri oksijen varlığında yaÅŸayamaz. Bakterinin bir özelliÄŸi de öldürmesi çok zor olan bir form oluÅŸturmasıdır (spor). Bakterinin oluÅŸturduÄŸu sporlar ışıya ve kimyasal ajanlara çok dayanıklıdır ve öldürmesi çok zordur.

Tetanoz nasıl yayılır?

C. tetani sporları toprakta ve hayvanların barsakları ve dışkılarında bulunur. Tetanoz bakterisi insan vücuduna genellikle delici yaralanmalar yoluyla girer. Çünkü bakterinin yaÅŸaması ve çoÄŸalması için oksiyensiz ortama ihtiyacı vardır.

Tetanoz insandan insana bulaÅŸmaz.

Tetanoz bakterisi vücuda girdikten ne kadar süre sonra belirtiler ortaya çıkar?

Tetanozun kuluçka dönemi 3-21 gün arasında deÄŸiÅŸir, ortalama süre 8 gündür. Yaralanma bölgesinin, merkezi sinir sistemine uzaklığı ile orantılı olarak kuluçka dönemi deÄŸiÅŸir. Yara beyine ne kadar yakınsa kuluçka dönemi o kadar kısadır ve ölüm oranı o kadar yüksektir.

Tetanozun belirtileri nelerdir?

Tetanozun belirtileri, tetanoz bakterisinin toksininin (zehirinin) merkezi sinir sistemi üzerindeki etkisi ile ortaya çıkar. Tetanozun en sık görülen ÅŸeklinde ilk belirti çene kitlenmesidir. Daha sonra ense sertliÄŸi, yutma güçlüÄŸü ve karın kaslarında sertleÅŸme, kasılma görülür.

DiÄŸer bulgular ateÅŸ, terleme, kan basıncı artışı ve kalp hızında artıştır. Sıklıkla kas kasılmaları ve spazmlar oluÅŸur ve dakikalarca devam eder, haftalarca sürer. EÄŸer kiÅŸi iyileÅŸirse bu aylar alabilir.

Tetanoz ne kadar ciddidir?

Tetanoz yüksek ölüm oranına sahip bir hastalıktır. Vakaların yaklaşık %30’u hayatını kaybeder. Tetanoz’un baÅŸarılı bir tedavisi yoktur, tedaviye raÄŸmen vaka ölüm oranı deÄŸiÅŸmemektedir.

Tetanoz’un muhtemel komplikasyonları (istenmeyen sonuçları) nelerdir?

Ses tellerinin spazmı (laringospazm) solunumu zorlaÅŸtırabilir. Kas kasılmaları sırasında omurlarda ve uzun kemiklerde kırılmalar olabilir. Ayrıca hipertansiyon (tansiyonun yükselmesi), anormal kalp ritmi ve hastaneden uzun süreli yatmak zorunda kalınması nedeniyle ortaya çıkan baÅŸka bakteri veya viruslarla oluÅŸan ikincil enfeksiyonlar da tetanoz nedeniyle ortaya çıkan istenmeyen sonuçlardır.

Tabii ki yüksek oranda ölüme sebebiyet vermesi de diÄŸer önemli istenmeyen sonuçtur.

Tetanoz bakterisi ne tarz yaralarla vücuda girer?

Tetanoz bakterisi toprakta yaÅŸar. Bu nedenle en tehlikeli yaralanmalar hayvan dışkısı ve gübre ile kirli yaralanmalardır.

Genelde derin delici yaralanmalardan endiÅŸelenmemize raÄŸmen gerçekte pek çok yaralanmada tetanoz bakterisi vücuda girer. Son yıllarda en çok görülen vakalar büyük yaralar yerine küçük yaralar nedeniyle oluÅŸmuÅŸtur. Bunun bir nedeni büyük yaralara tetanoz riski ile uygun bir ÅŸekilde müdahale ediliyor, küçük yaraların pek önemsenmiyor olması olabilir.

Tetanoz ameliyatlar, yanıklar, yaralanmalar, sıyrıklar, çarpma tarzında yaralanmalar, kulak enfeksiyonları, diÅŸ enfeksiyonları, hayvan ısırıkları, düÅŸükler, hamilelik, piercing ve dövme sonrasında ortaya çıkabilir.

Tetanoz aynı zamanda kıymık batmasından sonrada oluşabilir.

Çiviye bastım, ne yapmalıyım?

Tetanoz bulaÅŸma riski taşıyan her türlü yaraya en kısa zamanda müdahale edilmelidir. Uygulanacak tedavi yaralanan kiÅŸinin tetanoz aşılarının tam olup olmadığına ve yaranın durumuna göre belirlenir. Tüm yaralanmalarda öncelikle yara temizlenmelidir. Yaralanma durumunda zaman geçirmeden bir saÄŸlık merkezine baÅŸvurulmalı ve gerekli görülürse tedavi ve aşılama durumuna göre aşı uygulanmalıdır.

Tetanoz bakterisi ile kirlenme ihtimali bulunan yaralanmalarda eÄŸer yaralanan kiÅŸi tetanoz aşılarının yapılıp yapılmadığını ya da tam olarak yapıldığını hatırlamıyorsa, en kısa zaman içinde tetanoz aşısı ve tetanoz immunglobulini olmalıdır.

Üç doz tetanoz aşısı olmuÅŸ ve son 10 yıl içinde rapel doz (güçlendirme dozu) yaptırmış olan bir kiÅŸi korunuyordur. Bununla birlikte yeterli derecede korunmada saÄŸlamak için, yaralanma son aşıdan beÅŸ yıl veya daha fazla bir süre sonra olmuÅŸsa ve yara küçük ve/veya temiz deÄŸilse dahi bir tekrar doz aşı yapılabilir.

Tetanozun tedavisi var mıdır?

Tetanozun bulguları ortaya çıktıktan sonra tetanozun tedavisi yoktur. Sadece destekleyici tedavi ve mümkünse ortaya çıkan istenmeyen sonuçların (komplikasyonların) tedavisi yapılır. En iyi tedavi aşılama yoluyla korunmadır.

Neonatal tetanoz nedir?

Neonatal tetanoz, yeni doÄŸan bebeklerde görülen tetanozdur ve sıklıkla doÄŸum sırasında göbek kordonunun temiz olmayan koÅŸullarda kesilmesi nedeniyle ortaya çıkar. Bu bebekler genellikle annelerinin tetanoz aşıları tamam deÄŸildir ve bu nedenle bebeklerine koruyucu antikorları verememiÅŸlerdir.

Neonatal tetanoz geliÅŸmekte olan ülkelerde hala sık görülmektedir ve her yıl tüm dünyada 270.000’den fazla ölüme neden olmaktadır.

Tetanoz birden fazla kez geçirilebilir mi?

Evet! Tetanoz geçirmek ömür boyu kalıcı bağışıklık saÄŸlamaz çünkü çok az miktarda toksin bile hastalığa neden olabilmektedir. Tetanoz geçiren kiÅŸiler iyileÅŸir iyileÅŸmez aşılama serisine baÅŸlamalıdırlar.

SU ÇÄ°ÇEĞİ

SuçiçeÄŸine Varisella zoster adı verilen bir virüs neden olmaktadır.

SuçiçeÄŸi nasıl yayılır?

SuçiçeÄŸi kiÅŸiden kiÅŸiye direkt temas veya öksürme veya hapşırma ile havaya dağılan virüsün solunum yoluyla alınması ile bulaşır. SuçiçeÄŸi çok bulaşıcıdır. SuçiçeÄŸi geçiren kiÅŸilerin döküntüleri veya zona döküntüleri ile direkt temas yoluyla da bulaşır.

SuçiçeÄŸi virüsünü aldıktan sonra hastalığın belirtileri ne kadar süre sonra ortaya çıkar?

SuçiçeÄŸinin kuluçka dönemi 10-21 gündür (genellikle ortalama 14-16 gündür).

SuçiçeÄŸinin belirtileri nelerdir?

SuçiçeÄŸinin en sık görülen belirtileri döküntü, ateÅŸ, öksürük, baÅŸ aÄŸrısı ve iÅŸtahsızlıktır. Döküntü baÅŸlangıçta kafa derisi ve vücutta baÅŸlar ve yüze, kollara ve bacaklara yayılır. Döküntü genellikle 200-500 döküntü arasındadır ve kaşıntılıdır. Hastalık yaklaşık 5-10 gün sürer.

SuçiçeÄŸi ne kadar ciddi bir hastalıktır?

SuçiçeÄŸi vakalarının çoÄŸu hafiftir ancak bu hastalığa baÄŸlı ölüm oluÅŸabilir. SuçiçeÄŸi aşısı geliÅŸtirilmeden önce Amerika’da her yıl yaklaşık 100 kiÅŸi hayatını kaybetmekteydi. Bu kiÅŸilerin çoÄŸu daha önce herhangi bir hastalığı olmayan kiÅŸilerdi. SuçiçeÄŸi aynı zamanda her yıl yaklaşık 11.000 hastaneye yatışa da neden olmaktadır.

Su çiçeÄŸini hafif geçiren çocuklar bile huzursuzdur ve en azından bir hafta veya daha uzun bir süre okula veya kreÅŸe gidemezler.

SuçiçeÄŸinin muhtemel komplikasyonları nelerdir?

SuçiçeÄŸine baÄŸlı olarak en sık görülen komplikasyon cilt veya kemikler, akciÄŸerler, eklemler ve kan gibi diÄŸer bölgelerde görülen ikincil enfeksiyonlardır (suçiçeÄŸi virüsü dışında bir etken, genellikle bir bakteri, ile geliÅŸen enfeksiyon). SuçiçeÄŸi virüsü zatürre veya beyin enfeksiyonuna neden olabilmektedir. Bu komplikasyonlar nadir ancak ciddidir. Komplikasyonlar küçük bebekler, eriÅŸkinler ve bağışıklık sistemi yetersizliÄŸi olan kiÅŸilerde daha sıktır.

SuçiçeÄŸi geçiren bir kiÅŸi ne kadar süreyle hastalığı bulaÅŸtırabilir?

SuçiçeÄŸi geçiren kiÅŸiler döküntüler baÅŸlamadan bir-iki gün öncesinden baÅŸlayarak, tüm döküntüler kuruyup kabuklanıncaya kadar hastalığı bulaÅŸtırabilirler (genellikle 6-8 gün).

SuçiçeÄŸinin tedavisi var mıdır?

üzerine tıklayıp resmi büyütebilirsinizDaha önce herhangi bir hastalığı olmayan ve suçiçeÄŸi geçiren çocukların büyük kısmı yatak istirahati, sıvı takviyesi ve ateÅŸ kontrolü ile tedavi edilirler. SuçiçeÄŸi geçiren çocuklara kesinlikle aspirin verilmemelidir (Reye sendromu riski nedeniyle)! ÇocuÄŸunuza ateÅŸ düÅŸürücü olarak hangi ilacı kullanmanız gerektiÄŸini doktorunuza danışınız.

Ciddi suçiçeÄŸi vakalarında hastanın yaşı, saÄŸlık durumu, hastalığın ciddiyeti ve tedavinin zamanlamasına baÄŸlı olarak antiviral ilaçlar kullanılabilir.

SuçiçeÄŸi birden fazla kez geçirilebilir mi?

SuçiçeÄŸi geçiren insanların çoÄŸu hastalığa karşı bağışıklık kazanır. Bununla birlikte ikinci kez suçiçeÄŸi geçirilebilir. Ancak bu çok sık görülen bir tablo deÄŸildir.

ÇocuÄŸumun suçiçeÄŸi virüsü ile karşılaÅŸtığını düÅŸünüyorum, ne yapmalıyım?

EÄŸer çocuÄŸunuz daha önce suçiçeÄŸi geçirdiyse veya aşılandıysa herhangi bir ÅŸey yapmanıza gerek yoktur. Ancak çocuÄŸunuz hastalığı geçirmediyse ve aşısızsa virüsle karşılaÅŸmadan sonra en kısa sürede suçiçeÄŸi aşısı ile aşılanması önerilmektedir (SuçiçeÄŸi virüsü ile karşılaÅŸma sonrasındaki ilk 3 gün, ya da en fazla 5 gün içinde). EÄŸer virüsle karşılaÅŸma sonrası belirtilen süreler içinde suçiçeÄŸi aşısı uygulanırsa hastalığı önleyebilir ya da hafif geçirilmesini saÄŸlayabilir. ÇocuÄŸunuz virüsü o anda almamış bile olsa daha sonraki karşılaÅŸmalarında çocuÄŸu koruyacaktır.

SuçiçeÄŸi ile zona’nın iliÅŸkisi nedir?

Hem suçiçeÄŸi hem de zona aynı virüs ile meydana getirilen hastalıklardır. Birüzerine tıklayıp resmi büyütebilirsiniz kiÅŸi suçiçeÄŸi geçirdikten ve iyileÅŸtikten sonra suçiçeÄŸi virüsü vücutta uykuda kalır. SuçiçeÄŸi geçiren kiÅŸilerin yaklaşık %10-20’sinde daha sonra zona (herpes zoster) olarak yeniden ortaya çıkar. Zona’nın belirtileri belli bir bölgede aÄŸrılı ve kaşıntılı döküntüler ve o bölgede duyu kaybı ÅŸeklindedir. Zona vakalarının büyük kısmı 50 yaşın üzerindeki kiÅŸilerde görülür ve zona geliÅŸme riski artan yaÅŸla birlikte artar.

MENENJÄ°T

Haemophilus influenzae tip b adını taşıyan bir hastalığı hiç iÅŸitmemiÅŸ olabilirsiniz. Bu hastalık bazı nedenlerden dolayı hiçbir zaman, çocukluk çağının diÄŸer hastalıkları kadar tanınmamıştır ama, diÄŸer hastalıklar kadar tehlikelidir. Haemophilus influenzae enfeksiyonu sonucunda menenjit (beyni saran zarların iltihaplanması) geliÅŸmektedir. Aslında bu enfeksiyon, 5 yaşından küçük çocuklardaki bakterilere baÄŸlı menenjitlerinin önde gelen nedenidir. Menenjitli her 4 çocuktan birinde kalıcı beyin hasarı geliÅŸebilir ve her 20 çocuktan biri, menenjit nedeniyle hayatını kaybedebilir. Ayrıca Hib bakterisine baÄŸlı zatürre (pnömoni) gibi, diÄŸer ciddi komplikasyonlarda geliÅŸmektedir.

Haemophilus influenzae tip b hastalığının nedeni, bakterilerdir. Bu bakteriler öksürükle, hapşırmayla ve hatta soluk alıp vermeyle havaya karışarak diÄŸer insanlara kolayca bulaşır. Bakteri çocuÄŸun vücuduna, burun veya boÄŸaz yoluyla girer ama buralarda kaldığı sürece çocuk, büyük olasılıkla hastalanmaz. Çocuklarda ve bazı eriÅŸkinlerde Hib bakterisi boÄŸazda taşınabilmektedir. Ancak bakteri bazen akciÄŸerlere veya kan dolaşımına ulaşır ve ‘invazif’ (istila eden’) Haemophilus influenzae tip b hastalığına neden olarak ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Ä°nvazif hastalık menenjite ilave olarak aÅŸağıdaki saÄŸlık sorunlarına da neden olabilmektedir:

pnömoni (zatürre),

epiglottit (boÄŸazda geliÅŸerek çocuÄŸun solunum yolunun tıkanmasına yol açan iltihaplanma ve ÅŸiÅŸme artrit (eklem iltihabı) ve diÄŸer sorunlar

Ä°nvazif Haemophilus influenzae tip b hastalığı hemen her zaman 5 yaşından küçük çocuklarda görülür; %60’a varan bölümü 1 yaşından küçük çocuklarda görülen bu hastalık, daha büyük çocuklarda ve eriÅŸkinlerde seyrektir. Ä°nvazif Haemophilus influenzae tip B hastalığı bugün hemen daima, aşılanmamış olan bebeklerde karşımıza çıkmaktadır.

Bakterinin bulaÅŸmasından hastalığın geliÅŸmesine kadar geçen süre, olasılıkla 2-4 gündür. bu bakteriyle enfekte bir insan hastalığı diÄŸer insanlara, bakteri vücutta kaldığı sürece bulaÅŸtırabilir. Antibiyotik tedavisi, bulaÅŸmayı 2-4 gün içerisinde durdurur.

KIZAMIKÇIK

Kızamıkçığa bir virüs (Rubella) neden olmaktadır.

Kızamıkçık kiÅŸiden kiÅŸiye hava (solunum) yoluyla yayılır ve orta derecede bulaşıcıdır.

Kızamıkçığın kuluçka dönemi 12-23 gün arasında deÄŸiÅŸir. Hastalığın belirtileri genellikle hafiftir ve %30-50 oranında yoktur veya çok belirsizdir.

Kızamıkçık geçiren çocuklarda ilk belirti genellikle yüzde baÅŸlayıp aÅŸağıya vücuda yayılan döküntüdür. Büyük çocuklar ve eriÅŸkinlerde döküntü öncesinde genellikle ilk belirti olarak düÅŸük düzeyde ateÅŸ, boyundaki veya kulak arkasındaki lenf bezlerinde ÅŸiÅŸme (swollen glands) ve üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları görülür. EriÅŸkin kadınlarda bir aya kadar parmaklarda, dirseklerde ve dizlerde aÄŸrı ve sertlik geliÅŸebilir. Ä°nsanların yarısına yakınında kızamıkçık virüsü hiçbir bulgu vermez.

Kızamıkçık çocuklarda genellikle hafif bir hastalıktır. Kızamıkçık eriÅŸkinlerde daha fazla komplikasyona yol açar. Kızamıkçık ile ilgili esas endiÅŸe hamile kadınlarda kızamıkçık enfeksiyonunun etkileridir. HamileliÄŸin ilk üç ayı içinde geçirilen kızamıkçık bebeÄŸin ölümüne, erken doÄŸumuna ve pek çok ciddi doÄŸumsal sakatlığa neden olur.

Genellikle eriÅŸkinlerde olmak üzere 5.000 vakada bir Ensefalit (beyin enfeksiyonu) oluÅŸabilmektedir. Trombosit sayısında düÅŸüÅŸ ve kanama gibi nadiren geçici kan problemleri oluÅŸabilir. Kızamıkçık geçiren kadınların eklemlerinde sıklıkla aÄŸrı ve/veya ÅŸiÅŸlik görülebilmektedir ancak bu belirtiler de geçicidir.

Kızamıkçığa baÄŸlı en ciddi komplikasyon DoÄŸumsal kızamıkçık sendromudur. Bu sendrom, anne karnında geliÅŸmekte olan bebek üzerinde kızamıkçık virüsünün yarattığı etki ile meydana gelmektedir. HamileliÄŸin ilk üç ayı içerisinde kızamıkçık virüsü ile enfekte olan bebeklerin %95’i sağırlık, göz defektleri, kalp defektleri, zeka geriliÄŸi gibi doÄŸumsal bir sakatlıkla doÄŸmaktadır. HamileliÄŸin erken dönemi (ilk 12 hafta içinde) enfeksiyonun en tehlikeli olduÄŸu dönemdir. Kızamıkçık enfeksiyonuna baÄŸlı sakatlık görülme ihtimali enfeksiyon hamileliÄŸin geç dönemlerinde geçirilirse azalmaktadır (20 haftalık hamilelikten sonra).

Kızamıkçığın tedavisi yoktur. Sadece yatak istirahati, sıvı takviyesi ve ateÅŸ düÅŸürme gibi destekleyici tedavi uygulanır.Kızamıkçık döküntüler baÅŸladıktan sonra en bulaşıcıdır ancak kızamıkçık virüsü döküntüler baÅŸlamadan yedi gün öncesinden 5-7 gün sonrasında kadar bulaÅŸtırılabilir.EÄŸer çocuÄŸunuz kızamıkçık aşısı olmadı ve kızamıkçığa karşı bağışık deÄŸilse, virüs ile karşılaÅŸtıktan sonra enfekte olduysa aşılanması hastalığın geliÅŸmesini önlemeyecektir. Ancak çocuÄŸunuz virüs ile karşılaÅŸtıktan sonra enfekte olmadıysa kızamıkçık aşısı ile aşılanması onu ileride geliÅŸebilecek enfeksiyondan koruyacaktır.

Kızamıkçık bir kereden fazla geçirilebilir mi?

Kızamıkçığın ikinci kez geçirilmesinin çok nadir bir olasılık olduÄŸuna inanılmaktadır.

KIZAMIK

Kızamığın etkeni bir virüstür.

Kızamık hasta çocukların öksürüp, hapşırmas ve hatta konuÅŸması yoluyla havaya dağılan kızamık virüsünün solunum yoluyla alınması ile yayılır ve yüksek derecede bulaşıcı bir hastalıktır.

Genellikle ilk belirti olan ateÅŸ, kızamık virüsünün alınmasından ortalama 10-12 gün sonra ortaya çıkar. Kızamık döküntüsü genellikle virüsü aldıktan sonra 14. güne kadar yani ateÅŸ baÅŸladıktan 2-3 gün sonrasına kadar ortaya çıkmaz.

Kızamığın belirtileri ateÅŸ, burun akıntısı, öksürük, iÅŸtahsızlık, gözlerde kızarıklık ve döküntüdür. Döküntü genellikle 5-6 gün sürer ve saç sınırından baÅŸlar, yüze ilerler ve daha sonra aÅŸağıya boyun ve vücudun diÄŸer bölgelerine yayılır.

Kızamık hastalığı geçiren her 10 çocuÄŸun üçünde bir veya daha fazla komplikasyon geliÅŸmesine neden olan ciddi bir hastalıktır. Kızamığa baÄŸlı ölüm her 1000 kızamık vakasında yaklaşık 1-2’dir (Amerika verilerine göre). Kızamığa baÄŸlı komplikasyonlar küçük çocuklarda (beÅŸ yaşın altındaki çocuklarda) ve eriÅŸkinlerde (20 yaşın üstündeki kiÅŸilerde) daha sık görülmektedir.

Kızamığın özellikle küçük çocuklarda görülen en sık komplikasyonu ishaldir. Vakaların %7’sinde kulak enfeksiyonları görülmektedir. Vakarlın %6’sında zatürre geliÅŸmektedir ve kızamığa baÄŸlı meydana gelen ölümlerin %60’ından sorumludur. Kızamık geçiren yaklaşık her 1000 çocuktan birinde beyin tutulumu (akut ensefalit) görülebilir ve bunun sonucunda çocukta kalıcı beyin harabiyeti geliÅŸebilir.

Hamilelik sırasında geçirilen kızamık bebekte doÄŸumsal hasara neden olmamakla birlikte prematüre doÄŸum, düÅŸük ve düÅŸük doÄŸum ağırlıklı bebek doÄŸumuna neden olabilmektedir.

Kızamık bağışıklık sistemleri zayıf olan kiÅŸilerde özellikle ciddi seyretmektedir.

Kızamığın spesifik bir tedavisi yoktur. Kızamık geçiren kiÅŸilere bol sıvı alması, yatak istirahati ve ateÅŸ kontrolü önerilmektedir. Komplikasyon geliÅŸen kiÅŸilerde komplikasyonların tedavisine yönelik tedavi uygulanabilir.

Kızamık yüksek derecede bulaşıcı bir hastalıktır. Döküntülerin baÅŸlamasından dört gün öncesinden bulaşıcılık baÅŸlamakta ve döküntüler baÅŸladıktan sonra da dört gün boyunca devam etmektedir.

ÇocuÄŸunuza kızamık bulaÅŸtığını düÅŸünüyorsanız hemen doktorunuzla temasa geçmelisiniz. EÄŸer çocuÄŸunuz kızamığa karşı aşılı deÄŸilse, kızamık virüsü ile karşılaÅŸtıktan sonraki ilk 72 saat içinde (ilk 3 gün) kızamık aşısı yapılması durumunda kızamıktan korunabilir. Yine kızamık virüsü ile karşılaÅŸtıktan sonra ilk altı gün içinde immünglobulin (kızamık virüsüne karşı koruyucu antikorlar içeren kan ürünü) uygulanması hastalığın ciddiyetini azaltabilir.

Kızamık birden fazla kez geçirilebilir mi?

Hayır.

Kırım Kongo Kanamalı AteÅŸi (KKKA) Bunyovirüslerden Nairovirus soyuna baÄŸlı virüslerin neden olduÄŸu bir hastalıktır.

KKKA NASIL BULAÅžIR?

Keneler aracılığıyla insanlara bulaşır. Ülkemiz, kenelerin yaÅŸaması için oldukça uygun bir coÄŸrafyadır. Hyalomma soyuna ait keneler ülkemizde oldukça yaygındır. Keneler kan emerek beslenirler. Küçük omurgalılar, yerde beslenen kuÅŸlar gibi çeÅŸitli hayvanlardan kan emerken bu virusleri alırlar, vücutlarında taşırlar ve tekrar kan emerken bu virusleri bulaÅŸtırırlar. Ayrıca bu virusu taşıyan insan ve hayvanların kan ve vücut salgıları ile temasla da hastalığın bulaÅŸabildiÄŸi bilinmektedir. Özellikle hayvancılık ile uÄŸraÅŸanlar ve kırsal kesimde yaÅŸayanlar risk altındadır.

HASTALIK NASIL BELÄ°RTÄ° VERÄ°R?

Kene ısırdıktan sonra hastalık belirtileri ortaya çıkana kadar geçen süre 1-3 gündür, ancak 9 güne kadar uzayabilir. Kene ısırığı olmadan, bu virusu taşıyan hayvan ve insanların kan veya vücut salgıları ile teması sonrası geliÅŸen bulaÅŸlarda belirtiler 5-13 gün gibi daha uzun bir sürede ortaya çıkabilir.
Hastalık kene ısırmasından sonra halsizlik, iÅŸtahsızlık, ateÅŸ, baÅŸ aÄŸrısı, kollarda ve bacaklarda ÅŸiddetli aÄŸrı ile baÅŸlayabilir. Bulantı, kusma, karın aÄŸrısı olabilir. Ä°lk günlerde gözlerde kızarma, göÄŸüste ve yüzde noktasal kanama alanları görülebilir, bunlar tüm vücuda yayılarak morluklara dönüÅŸebilir. Ayrıca burun ve diÅŸeti kanamaları gibi vücudun farklı yerlerinden kanamalar görülebilir. Genelde karaciÄŸer tutulumu olur, ağır olgularda böbrek ve akciÄŸerlerde hastalanır.
Son iki hafta içinde kene ısırmış olanların, hayvan salgı veya kanlarıyla temas öyküsü olanların ya da KKKA olduÄŸu bilinen biriyle temas etmiÅŸ olanların halsizlik, iÅŸtahsızlık, ateÅŸ, baÅŸ aÄŸrısı, bulantı, kusma, karın aÄŸrısı gibi belirtileri olduÄŸunda hemen en yakın saÄŸlık kuruluÅŸuna baÅŸvurmaları önerilir. Önemli olan hastalıktan ÅŸüphelenmektir, Yapılacak ileri tetkiklerle tanı konabilir. Destek tedavisi ve özel tedaviler ile hastalık kontrol altına alınmaya çalışılır. Ancak öldürücü seyredebilir.

KKKA’ DAN KORUNMANIN YOLLARI:

” Hayvanlarda kene mücadelesi yapmak gereklidir.
” Kırsal alanlara gidildiÄŸinde mümkün olduÄŸunca kapalı giysiler giyinmek gereklidir. Kenelerin elbise içine girebileceÄŸi yerler kapatılmalıdır. Açık alanlardan dönüÅŸte elbiseler kene varlığı açısından kontrol edilmelidir.
” Vücuda yapışmış bir kene görüldüÄŸünde bir cımbız ya da pens ile deriye yapıştığı yerden tutarak, saÄŸa sola sanki çivi çıkarıyormuÅŸ gibi oynatarak geriye doÄŸru çekerek çıkartılır. Kene elle öldürülmemelidir ya da üzerine vurulmamalıdır. Alkole ya da çamaşır suyuna atarak öldürülebilir. Kenenin çıkarıldığı yer tendürdiyot ya da alkolle temizlenir.

KABAKULAK

Kabakulak, kabakulak virüsünün (mumps) neden olduÄŸu bir hastalıktır.

Kabakulak virüsü nasıl yayılır?

Kabakulak virüsü kiÅŸiden kiÅŸiye hava (solunum) yoluyla yayılır. Kızamık veya suçiçeÄŸinden daha az bulaşıcıdır.

Kabakulak virüsü bulaÅŸtıktan ne kadar süre sonra hastalığın belirtileri ortaya çıkar?

Kabakulağın kuluçka dönemi ortalama 14-18 gün arasındadır. Ancak 14-25 gün arasında deÄŸiÅŸir.

Kabakulağın belirtileri nelerdir?

Kabakulak virüsünü alan kiÅŸilerde ilk belirtiler genellikle baÅŸaÄŸrısı, iÅŸtahsızlık ve düÅŸük düzeyde ateÅŸ gibi spesifik olmayan belirtilerdir.

Kabakulağın en çok bilinen belirtisi kulakların hemen altındaki tükrük bezlerinin (parotid bezlerin) ÅŸiÅŸmesidir. Bu ÅŸiÅŸlik kabakulak virüsünü alan çocukların %30-40’ında görülür.

Kabakulak virüsünü alan kiÅŸilerin %20’ye yakını hiçbir hastalık belirtisi göstermezler ve diÄŸer bir %40-50’lik kısmı sadece spesifik olmayan veya solunum yolu belirtileri ile hastalığı geçirirler.

Kabakulak ne kadar ciddi bir hastalıktır?

Kabakulak çocuklarda genellikle hafif seyreden bir hastalıktır. EriÅŸkinlerde hastalık daha ciddi seyredebilir ve daha fazla komplikasyon geliÅŸebilir.

Kabakulağa bağlı olarak gelişmesi muhtemel komplikasyonlar nelerdir?

KabakulaÄŸa baÄŸlı olarak merkezi sinir sisteminin tutulumu (menenjit) sık görülen bir komplikasyondur ancak çoÄŸunlukla ciddi deÄŸildir. Kabakulak geçiren kiÅŸilerin yaklaşık %15’inde görülen menenjit baÅŸaÄŸrısı ve ense sertliÄŸi ile seyreder ve çoÄŸunlukla kalıcı bir hasar bırakmadan düzelir.

EriÅŸkin erkeklerin %50’ye yakını kabakulaÄŸa baÄŸlı bir komplikasyon olarak testis tutulumu (orÅŸit) yaÅŸar. Testis tutulumuna baÄŸlı aÄŸrı, ÅŸiÅŸlik, bulantı, kusma, ateÅŸ ve haftalarca devam eden bir hassasiyet görülür. Testis tutulumuna baÄŸlı kısırlık nadir görülen bir durumdur.

HamileliÄŸinin ilk üç ayında kabakulak geçiren kadınlarda düÅŸük görülme ihtimali artmaktadır. Ancak kabakulaÄŸa baÄŸlı doÄŸumsal sakatlıklar geliÅŸtiÄŸine dair bir kanıt yoktur.

Bir veya iki kulakta sağırlık yaklaşık her 20.000 kabakulak vakasından birinde oluşabilmektedir.

Kabakulağın tedavisi var mıdır?

Kabakulağın tedavisi yoktur. Sadece yatak istirahatı, sıvı takviyesi ve ateÅŸ düÅŸürme gibi destekleyici tedavi uygulanır.

Kabakulak geçiren bir kiÅŸi ne kadar süreyle hastalığı bulaÅŸtırabilir?

Kabakulağın bulaÅŸtırıcı olduÄŸu dönem yaklaşık 7 gündür. Bulaşıcılığın hastalığın belirtileri baÅŸlamadan üç gün öncesinden baÅŸlayıp, belirtiler baÅŸladıktan sonraki dört gün boyunca devam ettiÄŸi kabul edilmektedir.

ÇocuÄŸumun kabakulak virüsü ile karşılaÅŸtığını düÅŸünüyorum. Ne yapabilirim?

EÄŸer çocuÄŸunuz KKK aşısı olmamış ve kabakulaÄŸa karşı bağışıklık kazanmamış ise karşılaÅŸma sonrasında eÄŸer çocuÄŸunuz hali hazırda enfekte olduysa çocuÄŸunuzun aşılanması hastalığı geçirmesini önlemeyecektir. Bununla birlikte eÄŸer çocuÄŸunuz virüsle karşılaÅŸtıktan sonra enfekte olmadıysa aşı onu ileride karşılaÅŸabileceÄŸi kabakulak enfeksiyonuna karşı koruyacaktır.

Kabakulak bir kereden fazla kez geçirilebilir mi?

Hayır.

HEPATÄ°T-C-


Hepatit C virüslerle bulaÅŸan hepatitler arasında kan yolu ile en sık bulaÅŸan tiptir. Bu sebeple özellikle kan nakli ve kan ürünleri ile edinildiÄŸinin bilinmesi oldukça önemlidir. Son zamanlarda tıp literatüründe de yayınların sayısı arttıkça hepatit C ile ilgili bilgilerimizde artmaktadır.

Hastalık çoÄŸu zaman akut(aniden ve kısa sürede) baÅŸlar. Hafif ve orta derecede geçirilen bir takım belirtiler kiÅŸi tarafından çoÄŸu zaman algılanmaz. Bu arada karaciÄŸer enzimlerinde hafif yükselme ile giden bir kan tablosu hakimdir. Akut dönemde hastalığı geçiren kiÅŸilerin yaklaşık % 85 inde hastalık kronik hepatit e doÄŸru gider. Bu oldukça yüksek bir rakamdır. Ve dahada önemlisi bu hastaların % 20 sinde siroz denilen( siroz = Kronik yaygın ve ilerleyici karaciÄŸer iltihabıdır.) tablo ortaya çıkar
bir rakamdır. Ve dahada önemlisi bu hastaların % 20 sinde siroz denilen( siroz = Kronik yaygın ve ilerleyici karaciÄŸer iltihabıdır.) tablo ortaya çıkar

HEPATÄ°T C HASTALIÄžININ BELÄ°RTÄ°LERÄ°:
Hepatit c belirtileri hafif olarak algılanabilir yada farkında olmadan geçirilebilir. Genel olarak küçük çocuklarda belirtisiz seyreder. Ancak daha büyük çocuklarda yetiÅŸkinlerde bazi belirtiler görülür

Hepatit c belirtiler:

Hailsizlik ve kaslarda zayıflık hissi
Baş ağrısı
Karın aÄŸrısı (ki bu aÄŸrısı karaciÄŸer bölgesinin hemen üzerindeki bölge)
Bulantı
Koyu renkte idrar (kola rengi)
Kilo kaybı
Yağlı yiyeceklerden tiksinme
Nadiren sarılık
Eklem ağrıları

KRONÄ°K HEPATÄ°T C

6 aydan daha fazla sürede devam eden hepatit C ile oluÅŸan hepatit durumu kronikleÅŸmiÅŸ hepatit C hastalığıdır. Özellikle küçük çocuklarda belirti vermeden gider. Ancak daha ileri yaÅŸlardaki bireylerde bazı belirtiler olabilir

kronik hepatit C belirtiler:

Sebat eden bir halsizlik
Hafif-orta derece karın ağrısı
Siroz belirtileri: vücutta kırmızı damar lekeleri ki bunlara spider (örümcek) denir. Avuç içersindeki kızarıklıklar, karında ÅŸiÅŸlik, el ve ayaklarda ödem ve ÅŸiÅŸlik gibi belirtileri olan karaciÄŸer de fibrozla giden çok ciddi bir hastalıktır.

KRONÄ°K HEPATÄ°T C DE SÄ°ROZ OLUÅžUYOR. PEKÄ° SÄ°ROZUN ŞİDDETÄ°NÄ° ARTIRAN RÄ°SK FAKTÖRLERÄ° VARMIDIR?

20-30 yıl gibi bir ortalama sürede ortaya çıkan siroz bazı durumlarda ÅŸiddetlidir;

YaÅŸ (ileri yaÅŸlarda siroz daha ÅŸiddetlidir)
Erkek hastalarda siroz daha ÅŸiddetlidir
Alkol kullananlarda siroz daha ÅŸiddetlidir
Sigara ve tütün siroz daha ÅŸiddetlidir
Aids (AIDS - HÄ°V ) siroz daha ÅŸiddetlidir

KRONÄ°K HEPATÄ°T C DE KANSER OLUÅžUMUNU ARTIRAN RÄ°SK FAKTÖRLERÄ° VAR MIDIR?

EVET…Bazı faktörler karaciÄŸer kanseri riskini provoke eder, bunlar;

Alkol kullanımı
Siroz geliÅŸimi
Ä°leri yaÅŸ
Erkek hasta olmak

HEPATÄ°T C KARACÄ°ÄžERDEN BAÅžKA HANGÄ° SÄ°STEMLERE ZARAR VERÄ°R?

Hepatit C karaciÄŸer hasarı dışında vücutta deri, böbrekler , tükürük bezleri, göz ve romatizmal sorunlara yol açabilir.

HEPATÄ°T C VE DÖVME AKAPUNKTUR PÄ°ERCÄ°NG

Bu gibi uygulamalarda hastalığın geçme riski eÄŸer steril ortamlarda olmaz ise her zaman söz konusudur. Bu gibi yerlerde hijyen ve sterilizasyon çok önemlidir.

HEPATÄ°T C NASIL BULAÅžIR ?

Hepatit C nasıl bulaşır sorusu oldukça önemlidir. HepatitC nin kan yolu ile bulaÅŸtığını belirtmiÅŸtik. Kan ve kan ürünleri ile geçebilmektedir. Ayrıca uyuÅŸturucu kullananlarda iÄŸnelerden bulaÅŸması dolayısıyla oldukça yaygın görülür. Ayrıca tüm saÄŸlık çalışanları hepatit B de olduÄŸu gibi hepatit C içinde riskli bir gruptadır. SaÄŸlık çalışanlarına yine iÄŸne batması ve diÄŸer tıp ekipmanı ile bulaÅŸması söz konusudur. DoÄŸal olarak akla gelen hepatit C nin cinsel iliÅŸki ile geçip geçemediÄŸi sorusudur? Hepatit C cinsel yolla bulaşır, ancak bu olasılık son derece düÅŸüktür. Tek eÅŸli çiftlerde bu olasılık daha da zayıftır. Ancak çok eÅŸli , cinsel yolla bulaÅŸan hastalığı olan ve AÄ°DS li kiÅŸilerde cinsel yolla bulaÅŸma olasılığı yüksektir. Ayrıca organ nakli sırasında hepatit C geçme olasılığıda çok yüksektir. Ancak özellikle kan nakli ve organ nakillerinde kan ve organlar hepatit C yönünden taranmaktadır. Bu da hastalığın yayılmasını önlemektedir.

HEPATÄ°T C ANNEDEN BEBEÄžE DOÄžUM SIRASINDA GEÇERMÄ°?

EVET…%6 olasılıkla hepatit C anneden bebeÄŸe geçer. Ä°laveten annede aids var ise hepatit C nin bulaÅŸma olasılığı dahada yükselir.

AYNI EVDE YAŞAYAN KİŞİLERDE HEPATİT C VAR İSE BULAŞIR MI?

Bu çok sık görülen bir durum deÄŸildir. ancak aynı kaşık, çatal ve bardağı paylaÅŸmak bulaÅŸma açısından riski son derece artırır. Önemli olan bu saydığımız eÅŸyaları paylaÅŸmamaktır. Bunların dışında aynı evde yaÅŸamak bulaÅŸma açısından yüksek risk taşımaz.

ANNEDEN ÇOCUÄžA EMZÄ°RME Ä°LE GEÇER MÄ°?

HAYIR…ancak annenin meme başında kanama ve enfeksiyon olmaması gerekir.

ÖNEMLÄ° NOT: HEPATÄ°T C LÄ° HASTALARIN % 10 UNDA BULAÅžMA SEBEBÄ° BÄ°LÄ°NMEMEKTEDÄ°R.

HASTALIÄžIN KULUÇKA SÜRESÄ°:

Hepatit C nin kuluçka süresi 2 hafta ile 6 ay arasıdan deÄŸiÅŸen bir süreçtir. Ancak bugün tıp yayınlarında hastalığın hangi döneminde ve ne kadar süre ile bulaşıcı olduÄŸu bilinmediÄŸinden hastalık tespit edildiÄŸinde diÄŸer insanlara bulaÅŸmaması için kiÅŸinin uyarılmasında büyük fayda vardır.

HEPATÄ°T C VE TESTLER

Hepatit C yi saptamak için çeÅŸitli testler vardır. Daha öncede belirtildiÄŸi gibi hasta eÄŸer bir takım belirtilerle hekime baÅŸvurduÄŸunda hekiminiz çeÅŸitli testler ister;

KaraciÄŸer enzimleri
Anti-HCV :hepatit C antikor (vücut tarafından üretilen koruyucu serum) testi
Ä°lave antikor testleri:3 jenerasyon antikor tespit edici testler ilaveten istenebilir. Ancak bu testler 3-5 ay sonra opzitif sonuç verir. (enzim immuno assay yöntemi)
HCV RNA testi : en duyarlı test hepatit C virüsünün genetik yapısını tespit etmeye yönelik bir testtir. Bu virüsün çoÄŸaldığını ve enfeksiyonun akut (yeni) olduÄŸunu gösterir. Hatta bu testlerle hepatit C virüsünün miktarı dahi saptanabilmektedir. Tedaviden önce bu miktarın saptanması, tedavinin yaralı olup olmadığı konusunda daha hekime testlerin tekrarındaki miktarla bir deÄŸerlendirme imkanı verir.
KaraciÄŸer biyopsisi (karaciÄŸerden parça alma)

HEPATÄ°T C GENETÄ°K TESTLERÄ°NDE VÄ°RÜSÜN ÇEŞİTLÄ° GENETÄ°K YAPILARI SAPTANMAKTA. PEKÄ° BU GENETÄ°K FARKLILIK BÄ°R ÖNEM TAÅžIR MI?

EVET….testlerde farklı genetik yapıların önemi vardır. Genotip 2 ve genotip 3 denilen virüs tipleri, genotip 1 denilen virüs tiplerine göre tedaviye daha iyi cevap verir.

PEKÄ° KARACÄ°ÄžER BÄ°YOPSÄ°SÄ° SONUCU TEDAVÄ° STRATEJÄ°LER VAR MIDIR VE ÖNEMLÄ° MÄ°DÄ°R?

EVET…eÄŸer düÅŸük derecede karaciÄŸer iltihabı ve fibrozu sonucu biyopsi ile ortaya çıkmış ve beraberinde karaciÄŸer enzimleri hafif derecede artmış hastalar anti-viral (virüse karşı tedavi)tedaviye ihtiyaç duymaz . Ancak fazla miktarda fibroz olan hastalarda ise anti-viral tedaviye alınır. Bu hastalarda enzimler orta derecede artmıştır. Unutmayın elbette bu karaı hekiminiz verecektir. Ayrıca karaciÄŸer bi






Nöbetçi Eczane